BAYRAM

Türkçedeki “bayram”ın aslı, Farsça “bezm-i râm”dan bozma “bezrâm” imiş.

“Sevinç ve eğlence günü” demek. Farsçaya eski Türkçeden geçtiğini söyleyenler bile var.

Arapçada bayramın karşılığı “ıyd”. Bu “tekrar dönmek, dönüp dönüp gelmek” anlamındaki “avd” kökünden geliyor. Kelime Kur’an’da sadece bir yerde geçiyor (5: 114). “Iyd” kelimesi “ahiret” anlamına gelen “me’ad” ile de akraba. Ahirete “erinde geçinde herkesin dönüp varacağı yer” olduğu için bu ad verilmiş.

Bayramlar sevinç içinde, eş dost ile bir şeyler yenilip içilerek geçirilen ferah günleridir. Onun için Efendimiz Ramazan Bayramı’nın birinci, Kurban Bayramı’nın tüm günlerinde oruç tutmayı yasaklamış. Sevgi, insanı bir şeye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten bir duygu, hayatın aslı, kendisi ve âlemin var oluş sebebidir.

Tasavvuf kültürünün sevgi ve hoşgörüsü Kur’an ve Hadisin vurguladığı ahlâki ölçüler içerisinde bir sevgi ve hoşgörüdür. En büyük sevgi ilahi olan büyük yaratana olan sevgiyi idrak edebilirsek, kutsal olduğumuzu anlarsak hayatımız anlam ve mana kazanır. Bu bayram günlerinin anlam ve manasını idrak etmek yaşamak gerekir.

Herkesin bayram imgeleri vardır.

Benimki çocukluğumda tütün tarlasında çalışırken gece uyanınca burnuma çalan tütün zifirinin kokusuna ara vermekti… Sındırgı’ya bayram pazarına gitmekti…Gençlik yıllarımda bakkalımızda kasada çalışmaktı”

Sabah namazıdır, köyümde namaz sonrası eş dost köylülerimle çay sohbeti yapmaktır…

Tütün tarlasından…Köyün yetiştirdiği Tütün Eksperi olarak köylülerimle tütün sohbeti yapmaktır…(Tekel’li tütünlü yıllarda)

En güzeli de aileyle akrabalarla dostlarla sevgiyi paylaşmaktır.

Bayramlar bu günler için önemlidir. Bayramlarda da paylaşmalı, kaynaşmalı, kardeşçe sevgiyi yaşamalı, hissetmeli yaşama sevincini, hep birlikte…Bu güzel anlamlı günlerin kıymetini değerini bilmeli…

En değerlisi yaşadığımız anın farkına varmalı, yaşamla birlikte akabilmek bize yaşam derinliği getirir. Echart Tolle “Sevgi bir Var’lık halidir. Sevginiz dışarıda değil içinizin derinliklerindedir. Sadece olun ve olmanın tadını çıkarın. Şimdiki anın sahip olduğunuz tek şey olduğunu derin bir biçimde idrak edin. Şimdiyi yaşamınızın asıl odağı yapın.

Bu hızlı rekabetçi yaşam temposunu bize dikte ettiği koşuşturma içerisinde herkes kendi kişisel başarı öyküsünün peşinde. Herkes daha adil, daha vicdanlı daha temiz bir dünyanın düşünü kurmalıdır. Başkalarıyla da bir arada olmanın paylaşmanın ne kadar zenginleştirici bir şey olduğunu bilmelidir.

Şimdi bu duyguların esamesi okunmuyor. Duygusal anlamda, dayanışma anlamında birbirimizin yaralarına bakma konusunda yoksullaştık.

Yoksa hayati sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?

Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını
ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitilmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.


 

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

Her günüz bayram güzelliğinde olsun…



 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner8