Derenun kenarına sereceğum kilimi

Derenun kenarına sereceğum kilimi

Eski yıllarda Rize’de aşırı yağan yağmurlar ve kar sularının erimesi suyun debisini artırır, dereler coşan suyu denizle buluştururdu. Büyük dereler bazen üzerinde inşa edilen köprüye zarar verir özellikle Taşlıdere (Askoros) devasa büyüklükte taşları yukarılardan aşağılara taşır ama yine de zararın bilançosu son yıllarda olduğu gibi ağır olmazdı. Bırakın büyük dereleri, kent merkezinde mahalle aralarında onlarca küçük derenin coşarak aktığı, karşıdan karşıya geçit vermediği günler olurdu…

Diğer Karadeniz kentlerinde olduğu gibi Rize’de dereler yaşamın bir parçasıydı. Uzun kış gecelerinde anlatılan masal ve atma türkülerde derelerin adı geçerdi.” “Akayı Taşlıdere vura vura taşlara” “İn dereye dereye, kuru funduk bulursun.” “ Derenun kenarina sereceğum kilimi” Bilim insanlarının yıllarca ağaçlarınızı kesip yerlerine çaylık yapmayın uyarıları dikkate alınmadı. Kestane, karayemiş, meşe, ceviz, çam, dişbudak, şimşir, kiraz, hurma, elma, armut, erik, narenciye ağaçları kesildi. Toprağı kökleriyle tutan ağaçlar ortadan kalkınca toprak yağmurlara karşı yenik düştü, heyelan ve seller oluştu. Armut denilince aklıma geldi, ne çok armut çeşidi vardı. Örneğin, bere, hanapi, kukulapi, kalın- ince- eğri sap, yaz-kış armudu, hepsinin lezzetti ayrıydı…

Şehir suyu şebekesinin evlere bağlanmadığı yıllarda kuyulardan ve dere suyundan faydalanır, insanlar evlerini ve mezarlarını yılların tecrübesine dayanarak dere ve denizden uzakta yaparlardı. Göçlerden yeterince etkilenen Rize’de imara açılan dere yataklarına ve deniz dolgusu üzerine çok katlı binalar inşa edildi… Şırıl şırıl suların aktığı derelerde balıkların yüzdüğü, ateş böceklerinin dans ettiği,(Çilumburi) pataçikaların (Kurbağa) verdiği konsere uzaktan eşlik eden pardilerin sesleri (Çakal) duyulmaz oldu. Derelerin üzerinde kurulan değirmenler ilgisizlik nedeniyle işlevsiz kaldı. Yol güzergâhında dere üzerine inşa edilen asırlık köprülerin çok azı günümüze gelebildi. İnsani olmayan yöntemlerle yapılan avcılık, atık sularının derelere bağlanması sadece balıkların değil diğer canlılarında sonunu getirdi…

Aniden yağan yağmura tedbirsiz ve şemsiyesiz yakalanıp ıslananlar, yöresel şiveyle ” İslandum oldum bi-su mimilik” diye şikâyette bulunup, espriyle kendilerini Mimilik’e, yani denizde suya dalıp çıktığı için tüyleri devamlı ıslak olan karabatak’a benzetirlerdi… Günümüzde yağan yağmurlar sadece ıslatmakla kalmıyor, insanların üzerinde derin acılarbırakıp, mal ve can kayıplarına neden oluyor…

Önceki yıllarda Rize’de, şimdi Giresun Dereli’de yaşanan sel felaketine üzüldük. Uzmanlar, HES’leri, dere yataklarının imara açılmasını, bitki örtüsünün özellikle toprağı tutan köklü ağaçların kesilmesini neden olarak gösterdiler. Doğaya karşı dikkatli olmak derelerle birlikte yaşamak zorundayız. “Derenun kenarına sereceğum kilimi “ diyen şair iyi ki bu günleri görmedi. Derelerin özgürce akması temennisiyle…

Prof. Dr. Reşit Sönmez

Hocaların hocası, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı yapmış Prof. Dr. Reşit Sönmez 98 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yıllar önce bir konferans sonrası kendisine memleketini sormuş, beklediğim cevabı almıştım. Bana: “Pilav Dağı’nı bilir misin dedi, anlamıştım Rizeli olduğunu. Evet biliyorum deyince gözleri parladı. Geçkin yaşına rağmen elinde bastonuyla İzmir Sanat salonlarında düzenlenen Hümanizma toplantılarına katılırdı. Cumhuriyet değerlerine bağlılığıyla tanıdığım Prof. Dr. Reşit Sönmez Hoca ile Rize üzerine sohbetler yaptım. Değerli hocamız, 1946 yılında da Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun oldu. Kısa bir süre Rize’de Çay Enstitüsü’nde çalıştı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Kürsüsü’nde görev yaptı. Amerika ve Fransa’da, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Kürsüsünde çalışmalarda bulundu. 1967 -1969 yıllarında Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü, İzmir Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı yapan Prof. Dr. Reşit Sönmez, yeni koyun türleri geliştirerek ülke tarımına ve hayvancılığına önemli katkılar sağladı… Rize’nin yetişildiği değerli hocamıza rahmet sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Fotoğraf: Yunus Koç

Eski Rize Fotoğrafı: Orhan Beşikçi Koleksiyonu

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner8