POKUT’TAN AVUSOR’A YÜKSEK YAYLALAR: 2. BÖLÜM.

POKUT’TAN AVUSOR’A YÜKSEK YAYLALAR: 2. BÖLÜM.

Zilkale

Zilkale Çat Vadisinde Çat deresinden 100 metre denizden 750 metre yükseğe kurulmuş, kimler tarafından ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmeyen 8 burç ve bir gözetleme kulesinden oluşan bir kale.

Elevit Yaylası

Zil Kale’den sonra yeni rotamız Elevit Yaylası. Doğu Karadeniz’in en çok bilinen bir diğer yaylası. Geçtiğimiz Ekim ayında geldiğimizde terkedilmiş gibiydi ve hiç yaşam belirtisi yoktu ve bu yüzden bana soğuk gelmişti. Oysa bu kez bahar mevsiminin tüm canlılığını taşıyordu. Yayla içinde uzun uzun yürüdük yüzlerce çiçeği kokladık, makro fotoğraflar çektik, yayla halkıyla sohbet ettik. Baharla birlikte yaylada yaşam geri dönmüştü.

Çiçekli Yayla ve Kemerli Kaçkarlar

Elevit’ten ayrılıp bu akşam konaklayacağımız Çiçekli Yayla’ ya doğru yola çıkıyoruz. Çiçekli Yayla 1800 metre yüksekliğinde bir yayla. Konaklayacağımız otel Hisarcık köyünde. Çiçekli Yayla'da konaklayacağımız otele eşyalarımızı indirip kısa bir odalara yerleşme, ihtiyaç ve çay molasından sonra köylük sırtına hareket ediyoruz. Burası Kemerli Kaçkarların karlı zirvelerinde gün batımının yansımasını izleyebileceğimiz tüm yaylaya hâkim geniş bir çayırlık. Sis Kaçkarların zirvelerini seyredecek ve fotoğraflayacak kadar izin veriyor ve ardından tüm sırtı kaplıyor.

Kale-i Bala

Sabah kahvaltı sonrası yine Çiçekli Yayla’dayız. Bu kez tüm geçiş noktalarına ve vadilere hâkim, kimler tarafından yapıldığı bilinmeyen Kale-i Bala’ya çıkıyoruz. Dönüşte uzunca bir yolu yürüyerek ve yaylaya adını veren yüzlerce çiçeğin ve kelebeğin fotoğraflarını çekerek iniyoruz.

Şimşir Ormanları

Çiçekli Yayla’ya veda edip yolumuzun üzerindeki anıt şimşir ormanına giriyoruz. Bir çeşit mantar hastalığı sonucu canlılığını yitiren şimşir ağaçları 150 – 200 yıl daha çürümeden ayakta kalabiliyorlarmış. Sanki Yüzüklerin Efendisi’nin film seti gibiydi.

Badara Yaylası

Badara’da bizi önce sis karşıladı ve ardından yağmura döndü. Sal yaylası ile birlikte Rize’nin küçük yaylarından olan Badara’da öğle yemeği molası sonrasında yağmurun eşliğinde Gito Yaylasına yola çıkıyoruz. Tüm akşam yağmur hiç dinmiyor. Fakat Yaylaların Tanrısı bizi seviyor ve sabah saat 05.00 de odamıza vuran güneşin ilk ışıkları ile uyanıyoruz. Bu anı kaçırmamak için fotoğraf makinelerimizi alıp yaylanın en yüksek noktasına tırmanıyoruz. Kaçkarlara gün doğuyor.

Gito Yaylası

Gito’dan ayrılma vakti. Yolumuzun üzerindeki Palovit Şelalesinde günlük turlar gelmeden fotoğraf molası veriyoruz ve biz Çamlıhemşin’e doğru yola çıktığımızda onlarca günlük tur minibüsünün karşı istikametten geldiğini görüyoruz.

Tar Vadisi Bulut Şelalesi

Çamlıhemşin’de kısa bir alışveriş molası sonrası Ayder yolu üzerindeki Tar Vadisinin girişinde aracımızdan iniyoruz. Hafif çiseleyen yağmur altında derenin kenarından su sesi eşliğinde ne hikmetse beton bir yolda 2500 metre yürüyoruz. Ve karşımızda bütün azameti ile Tar Vadisi Bulut Şelalesi.

Sis ve hafif yağmur eşliğinde artık bir sahil kasabasına dönmüş, yanıp sönen kırmızı ışıkları ile Arapça reklam panolarının, bol miktarda otel, restoran, hediyelik eşya, salıncak arasından Ayder’den geçip Avusor’a çeviriyoruz rotamızı. Yağmurun balçığa çevirdiği, kaygan ve devam eden yol inşaatı nedeniyle zorlu bir 11 km yolculuk yapıyoruz. Avusor’da sisler içinde karşılıyor bizi. Avusor Marsis Dağ Evinde güler yüzlü ve sıcakkanlı tavırlarıyla Muhammed karşılıyor bizi. Hemen oda paylaşımı yapıp yanan sobanın etrafına toplanıyoruz. Amacımız gün batımında Huser Yaylası'na geçinceye kadar burada zaman geçirmek. Gözümüz gökyüzünde yağmurun dineceği sisin dağılacağı anı bekliyoruz ama zor gözüküyor. Yemeğe geçiyoruz. Yemeğin ortalarında hafif hafif demlenmeye başlamışken Osman heyecanlanıyor; - Kalkın, diyor sisin ortası sarardı, sis dağılacak, Huser’e gidiyoruz. Yağmurlukları, botları giydiğimiz gibi fotoğraf makinelerimizi kapıp minibüse doluşuyoruz.

Avusor

Avusor’un çıkışından sağa dönüp geldiğimiz yoldan bir kat daha kötü bir yola giriyoruz. Karşıdan bir taksi geliyor. Şoföründen Huser’de havanın halen kapalı olduğunu, yolda da üç minibüsün kaldığını öğrenince bir tarafı uçurum o daracık yayla yolunda minibüsü çevirip Avusor’a dönüyoruz.

Sabah yağmurun durması ve sisin hafiflemesi ile birlikte yürüyüş çantalarımızı ve fotoğraf makinelerimizi alıp Avusor Kemerli Kaçkarlar buzul gölüne doğru yürüyüşe başlıyoruz. Özellikle son 15 dakikası oldukça dik bir tırmanışla biten bir saat 15 dakikalık yürüyüşün sonrasında muhteşem bir buzul gölünün karşısındayız.
 

Avusor Kemerli Kaçkarlar Buzul Gölü

Bu muhteşem manzarayı hem beynimize hem ruhumuza hem de SD kartımıza kaydettikten ve gölde yüzme eylemimizi diz boyunda gerçekleştirdikten sonra yeniden bu kez daha rahat ve 40 dakika kadar süren bir yürüyüşten sonra tekrar Avusor’a dönüyoruz.

Artık dönüş yolundayız. Yolun kapalı olması nedeniyle Huser ve Huser ’den sonra gideceğimiz Koçdüzü Yaylasını iptal edip bunların yerine Aşağı ve Yukarı Kavron’u programa alıyoruz.

Yukarı Kavron

Yağmur ve sis altında bu yaylalar diğerleri kadar keyif vermese de oraları da görüp Ayder’de konaklayacağımız otele geçiyoruz.

Yağmur devam ediyor…

24 – 29 Haziran 2019

Yazı ve Fotoğraflar: Mehmet Cengiz TÜMER

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner8