POKUT’TAN AVUSOR’A YÜKSEK YAYLALAR.

POKUT’TAN AVUSOR’A YÜKSEK YAYLALAR.

Geçtiğimiz Ekim ayında yaptığımız Doğu Karadeniz Yüksek Yaylalar ve Artvin – Şavşat turunun tadı damağımızda kalınca 2019 un Ocak ayında yeni ekibimizi oluşturup kadim dostum Rakanitur’un rehberi Osman Karali ile irtibata geçip Haziran ayının son haftasını kapatıyoruz. Bu kez Artvin – Şavşat’ı programdan çıkarıp sadece Rize’nin yüksek yaylalarını hedefliyoruz.

24 Haziran sabahı rehberimiz ve kaptanımız Osman bizi Trabzon Öğretmem Evinden alıyor. İlk durağımız bıçakları ile nam salmış; Sürmene. Herkes ilgi alanına göre bir bıçak satın alıyor.

Bir sonraki hedefimiz, Çayeli ilçesi Haramdere köyüne bağlı Çeçeva / Çayluk. Kazım amca ile Fatma teyzenin sahibi olduğu ve özel bir çay firması tarafından ürünü kapatılan Çayluk, fotoğrafçılar arasında çok bilinen bir mekân. Bu bilinirlik ve günden güne artan ziyaretçi akını işletmeciyi Çayluk’u ziyaretçiye kapatmaya yöneltmiş. Geçen sene elimizi kolumuzu sallayarak girdiğimiz Çayluk’a bu kez Osman’ın önden gidip Fatma teyzenin rızasını alması ile girebiliyoruz. Fatma teyze ile hasb-ıhal edip, fotoğraflarımızı çektikten sonra öğle yemeği için Çayeline “ Lale Lokantası” na iniyoruz. Yolu düşenlere bu lokantayı; özellikle kuru fasulyesi, saç kavurması, fırın sütlacı ve karalahana sarmasını tavsiye ederim.

Yemek sonrası Fırtına Vadisi’ne doğru yola çıkıyoruz. Rehberimiz Osman; Fırtına Vadisi'nin girişinde bulunan Fırtına Vadisi Ziyaretçi Merkezi'ndeki maket üzerinde, beş gün süreyle gezeceğimiz yaylalar ve konumları hakkında genel bir ön bilgi veriyor. Sonrasında Çamlıhemşin’de Fırtına Deresinin kıyısında çay molası. Çamlıhemşin’de kısa bir alışveriş molası ile su, soda ve meyve gibi erzak ihtiyacımızı karşılıyoruz, bir yandan da günübirlikçilerin yaylayı boşaltmaları için zaman kazanıyoruz. Bugünlerde yayla turizminin en büyük sorunu günübirlik turlarla yaylaların karşılayabileceğinin çok üzerinde ziyaretçi gelmesi. Valilikler, turizm müdürlükleri, yerel tur şirketleri vb gibi ilgili birimlerin vakit kaybetmeden bu konuyu irdeleyip çözüm bulması gerekiyor. Yoksa kısa sürede buraları da Ayder’e, Uzungöl’e dönecek.

Akşamüzeri saatlerinde Pokut’a hareket ediyoruz. Zorlu bir yolculuktan sonra Pokut bizi sisler içinde ve çiseleyen bir yağmurla karşılıyor. Pokut Doğa Konuk Evine ulaşıyoruz. Odalarımıza yerleşip bir çay molası ile yaylanın havasını ciğerlerimize çekiyoruz. Huzur… Biraz dinlenince Osman, Sal yaylasına yürümeyi teklif ediyor. Yağmurluklarımızı giyip orman içindeki patikadan çam kokuları arasında yarım saatlik bir yürüyüşle Sal Yaylasına varıyoruz. Vakit kaybetmeden aynı yoldan Pokut’a dönüyoruz.

Pokut adını Ermenice Rüzgâr Alan Vadi’den alan 2030 metre yüksekliğinde bir yayla.

Sabah güneş ışığının odamıza vurmasıyla çok erken uyanıyoruz. Yağmur durmuş, sis dağılmış pırıl pırıl bir hava ve muhteşem Pokut manzarası… Uzaklarda Kaçkarlar.. Sağ yanımızda dün yürüdüğümüz Sal Yaylası. Muhteşem Pokut manzarasına karşı mükellef bir kahvaltı yapıp günübirlikçiler gelmeden yola düşüyoruz. Bu kez Sal yaylasına minibüsümüz ile geçiyoruz. Yol dünkü yağmur nedeniyle balçık çamur.

Sal Yaylasında emekli asker Ali Bey’in ailecek işlettikleri kafeteryada halis yayla sütünden Sütlü Kahve molası veriyoruz ve yayla turizmi üzerine dertleşiyoruz.

Sal yaylasından ayrılıp Çat Vadisinde Çat deresinden 100 metre yükseğe kurulmuş Zilkale’ye inerken yolda dört beş adet günübirlik tur ile karşılaşıyoruz ve anlıyoruz ki Sal yaylasından tam zamanında ayrılmışız.

Devam edecek…

Yazı ve Fotoğraflar: Mehmet Cengiz TÜMER

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner8