RİZELİ EFSANE KÜRDOĞUN ŞEVKİ VE KALAÇ ESAT DAYILARDAN

RİZELİ EFSANE KÜRDOĞUN ŞEVKİ VE KALAÇ ESAT DAYILARDAN

RİZE NÜKTELERİ RİZE HATIRALARI

Rize ilinin geçmişinde Mahalli fıkralar deyince akla Kürdoğun Şevket Dayı ve Kalaç Esat Dayı gelir. İkisini de rahmetle anıyorum. Rize’mizin eşrafından olan Şevket dayı şehrin muhtelif yerlerinde kahvecilikle iştigal eylemiştir. Hükümet binasının yanındaki kahvehanesini çalıştırdığı sıralarda vilayetimize yeni tayin edilmiş bulunan vali ile aralarında geçen bir hadise dillere destandır. Kürdoğun Şevket Rize’de yaşanmış ilginç olaylara konu olmuş

Renkli bir kimliktir. Her anlattığı olayda bir ibret ve ders almak vardır. Onu bir kez daha rahmetle anarken hatıralarını sizlerle paylaşıyorum:

KIRK YILDA BİR

Kürdoğun Şevket esprili ve renkli kişiliğiyle Rize’nin unutulmaz isimleri arasındaki yerini almıştır. Siyasilerden uzak duran yalakalıktan hoşlanmayan Şevket dayı onun üzerinden bir mesaj vermeyi amaçladığından Rize’ye gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta mübalağalı davranır. Mebus: “Ne bu iltifat?” diye sorar. Kürdoğun Şevket hemen cevabı yapıştırır: “Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz”.

DEVLETİN MALINA SAHİP ÇIKMA VE HÜKÜMETİN SUYU

Vilayet konağının köşesinden Şevket dayının kahvehanesine ait bulunan bahçeye hükümet binasının yağmur suları akar dururmuş. Bir gün Şevket dayı valiye tesadüf edince akıp gitmekte olan suların kendisi tarafından kullanılmasına müsaade edilmesi talebinde bulunmuş. Aradan bir hayli zaman geçtiği halde suların eskisi gibi akıp gittiğini gören vali, Şevket dayının kahvesine uğrayarak “saçaktan aşağıya doğru akan suları kullanacağını söylediğin halde niye kullanmıyorsun” diye sormuş. Şevket dayı da ben bu hususu müftüye sordum bana dedi ki; Hükümetin suyu taharete bile kullanılmaz dedi diye cevap verir.

YIKILSUN HÜKÜMET

Rahmetli kahveci Şevket Dayı kahvesinde oturan adliye mensubu arkadaşlarıyla sohbet ederken zamanın hükümetinden dert yanmış ve yıkılsın bu hükümet demiş. Arkadaşları şaka olsun diye kendisini mahkemeye celp ettiklerinde; “Ben kahvemin batı tarafını kapattığı için hükümetin yıkılmasını istedim diyerek paçayı kurtarmış. (O zamanki kahvesi hükümet konağının doğusunda idi valilik binasına kısaca hükümet denirdi.)

ÇAKAL ÇIKARIYIRUM

Şevket Dayının kahvesine yaşlıları renkli insanları gelip gidermiş. Mektupçu sabahları erken ve daireden çıktığı zaman kahvehaneye uğrarmış. Bazen de içtiği kahve ve çay paralarını unutkanlık sebebiyle olacak vermezmiş, Bu hal böylece bir hayli zaman devam edince Şevket dayı adamakıllı içerlemiş. İçerlemiş ama hükümet adamıdır, bir şey söylemek ayıp olur diye sabrediyormuş, Bir sabah erkenden mektupçu gelmiş ve çayını içmeye başlamış. Kahvehanede hiç kimse yokmuş. Şevket dayı ocakçısı palabıyık Abdullah’a şu ıslak paçavraları ocağa bas demiş. Islak bezler yanmayınca kahvehanenin içerisini duman basmış ve göz gözü görmez olunca mektupçu Şevket dayıya: “Ne yapıyorsun? Demiş. Şevket Dayı da “Ne yapacağım çakal çıkartıyorum çakal” demiş. Çakallar ininden dumanla sıkıştırılınca kendilerini dışarı atarlar.

UNUTMAK OLMAZ

NÜKTEDAR DÜŞÜN ADAMI KALAÇ ESAT

Rize'nin tanınmış nüktedan ve hoş sohbet kişiliğe sahip merhum büyüklerimiz vardır. Onlar bizim değerlerimizdir. Unutmak olmaz. Kalaç Esat bunların en önde gelenlerindendir. Onu bir nebze hatırlatmak ve rahmetle anmak gayesiyle nüktelerinden birkaç örneği paylaşmak istedim.

KIRK SENE SEN BENUM BOBAM OL

Kalaç Esat adıyla anılan bir Rizeli hemşerimiz İstanbul’a gidecektir, O zamanlarda vapurdan başka vasıta da yoktur. Vapurda sekiz on günde İstanbul’u gitmektedir. Kalaç Esat vapura biner, yalnız bileti yoktur. Üstelikte birinci mevkiye çıkıp oturur. Vapurda bilet kontrolü başlar Gemiciler birinci mevkide de kontrol yaparken Kalaç Esat’a bilet sorarlar; “Ben Sefer Reisin babasıyım” cevabını alınca hemen yanından ayrılırlar? Sefer Reis; geminin 2. Kaptanı Güneysu’lu iri yarı babayiğit bir denizcidir. Gemiciler Sefer Reis’e; “Reis madem baban gemide idi niye bize söylemedin” deyince reis hışımla fırlar ve “Kimdir o Sefer’in babasıyım” diyen diye başlar aramaya. Birinciye çıkar bakar ki. Kalaç Esat orda krallar gibi yolculuk ediyor. Etrafa neşe saçıyor. Gider yanına “Ula ne zaman babam oldun? der. Bunu üzerine Kalaç Esat “Ula çaktırma Sefer; vapurdan inene kadar baban olayımda ondan sonra kırk sene sen benim babam ol” der.

YENGENUZ RAHMETLİ OLDİ

Kulaç Esat evinin önüne çıkar başlar sela okumaya (Rize’de ölüm olayı vukua geldiğinde hemen sela okunur) Köylü hemen toplu halde eve gelmeye başlar ve sorarlar

- Hayır ola kim vefat etti?

- Yengemiz rahmetli oldi sizlere ömür, diyerek üzüntüsünü belirtip ilave etmiş çaylıklarda çok fena geçti. Toplayacak kimse yok. Cenazeye başlasak çay karta kaçacak. Hazır geldunuz habu çayı beş dakikada halledelim der. Tüm köylü bir anda çaylığa dalar ve çayı toplayıp evin önüne yığarlar.

Birde bakarlar ki yenge ayakta onları karşılaşıp ikramda bulunuyor. Şaşırıp kalmışlar. Birbirilerine bakıyorlar. Kalaç Esat dönmüş millete “Evde kalduk ikimuz. Bu çayı da ebedi toplayamazduk onun için size bu oyunu oynayıp işi bitirdik” der.

Fotoğraf ve desteği için Günümüzün Kalaç Esat’ı Hakan Demircan’a teşekkürler

Fatih Sultan KAR / İST

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner8